Gönderen Konu: AFLATOKSİNLER, SERBEST RADİKALLER VE ANTİOKSİDANLAR  (Okunma sayısı 2658 defa)

AFLATOKSİNLER, SERBEST RADİKALLER VE ANTİOKSİDANLAR
« : 28 Mart, 2010, 20:15:37 ÖS »

                 


 AFLATOKSİNLER, SERBEST RADİKALLER VE ANTİOKSİDANLAR   

   Sayın Hemşerilerim;
   Memleketimizin muhtelif yerlerinden Avrupa’nın çeşitli  devletlerine ihraç edilen ürünlerin  alıcı bu ülkeler tarafından reddedilmesine dair haberleri sıklıkla duyarız. Bu ülkelerde yaşayanlar insanda bizler insan değimliyiz diye aklımıza sorular gelir.
   Onlardaki fark; insanlarının her konuda bilinçli olması, marketlerinde ve pazarlarında satılan ürünlerin Gıda Kontrol Laboratuarları tarafından devamlı kontrole tabi tutulma şartının bulunması.Sağlığa uygun olmayan hiçbir ürün hiçbir yerde satılamaz.Ağır cezası olduğu gibi ahlak anlayışlarına da çok terstir Tüm satıcıları mesleki bir eğitimden geçmiştir..Kasapları,manavları hemen hemen her türlü  bakteri çeşidini bilir.Alman Üniversitelerinde eğitim görmüş ve mesleki olar akta çalışmış, yaklaşık  yedi yılını Almanya da geçirmiş bir kişi olarak orada gördüklerimizin niçin memleketimizde   olmadığını kendi kendime soruyor ve acısını daima yaşıyorum.   Merhum Mehmet Akif’in dediği gibi”Onların işi bizim dinimiz, bizim işimiz onların dini gibi” olmuş.         
   Kesin bildiğim şuki; Eğitimde ve yaşantıda dürüstlük hem akılcılık olmuş hemde büyük getirisi olmuş. Kimse kimseyi aldatmıyor. Buda toplumda güveni sağlıyor. Güvende sağlanınca insanlar günlük hayatta ve her yerde muhabbetle birbirlerine saygı gösteriyorlar. Kim hatalıysa herkes korkmadan anında ikaz ediyor. Kavgada etmiyorlar.Kim kavgada  darba  başlarsa kanunen de o suçlu oluyor.  Bir malı çalan kadar satın alanda suçlu oluyor.Köşe dönmecilik ve başkasının hakkını gasp etme yok.Herkes hakka rıza gösteriyor.Memleketin her tarafı ayni şekilde kalkınmış,hiçbir şehri dört milyonu geçmiyor.Aile bağları bizim kadar kuvvetli değil epeyce tahrip olmuş ama nemalım düzeltmeyecekleri
   Bizim büyük şehirlerimizin merkezlerinde olmayan kütüphaneler ve kitapçılar Ana Tren Garlarında var. Kitabın ve okumanın olmadığı yer yok. İnsanlar işyerlerine giderlerken ve gelirlerken kitaplarını, gazetelerini ve dergilerini kolay okusunlar diye  ulaşım trenle sağlanırken  bizde insanlar okumasın diye dolmuş sistemi konmuş. Eğitimde eşitlik sağlanmış olup  merkezi yerdeki bir okulla en ücra köşedeki bir okul arasında fark yok. Ezbere dayalı eğitim sistemi terk edilmiş.Kimya dersleri haricinde Matematik,Fizik Yazılı İmtihanlarında  Formül Kitapları kullanmak serbest.En zor Beden Eğitim Dersleri,bizim gibi boş geçmiyor.Her okulun Spor Kompleksi var.Devlet Dairelerinde Saltanat Arabaları yok,herkes çantasını alıp Metroya ve Belediye Otobüsüne zevkle biniyor.Odacılık Sistemi kaldırılmış,dünya çapında İlim Adamları yetiştiriyorlar üniversiteleri büyük buluşlara imza atıyorlar.Elde ettikleri teknoloji devletlerini kat kat zengin ediyor. Buda insanlarında araştırma ve soruşturma zihniyetinin gelişmesine sebep oluyor. Kısacası bizim gibi körü körüne  politize olmamışlar.Vatandaş seçtiği adamın yakasından yapışıp her zaman ve her yerde hesap soruyor.
   Ama gelelim Kalfatımıza,hiçbir Mahallemizde  Okuma Yeri ve Kütüphane yok.Bu herhangi bir kanunla mı yasaklandı?.Niye yok.En azından iki camimizin yanında yapılan  yerleri kütüphane yapabiliriz,Ankara’daki  Vakıfımızın bir yerini de  kütüphaneye çevirebiliriz.Buralarda hep Pişpirik mi oynayacağız?.Kaybettiğimiz zaman  bir gün bizden hesap soracak.Buralara Bilgisayarlar koysak,insanlarımız,Çiftçilerimiz,Üreticilerimiz  İnternet üzerinden faydalı bilgiler elde etse kötümü olur..Zaman zaman buralarda Eğitici Konferanslar verilse ,Beldemizin kalkınması için güç birliği yapılsa ,Siyasilere ve Meclistekilere   problemlerimiz aktarılsa…Herkes kervanını götürürken biz hepimi yolda kalacağız.
   Köyümüzde yetişen çocukları  gördükleri eğitimleri yanında sportif olarak ta desteklesek.Beldemizin uygun yerlerine Futbol,Voleybol ve Tenis Sahaları yapsak.Köyümüzün orta yerinden akan  çayın belli bir yerine  betondan da olsa Yüzme Havuzu yapsak,oralarda yüzmeği öğrenseler.Çocuklarımıza en iyi Türkçeyi öğretsek.
   Zamanın birinde bir filozofa “Eğer bir ülkede yönetici olsaydınız ilk iş olarak ne yapmak isterdiniz “ diye sorarlar.
Oda;”kuşkusuz ilk iş olarak dili düzeltirdim “diye  cevap verir.
Dinleyiciler şaşırdılar.”Niçin” dediler.
Filozofun karşılığı şöyle oldu;Çünkü eğer dilde bozukluk varsa ,söylenen şey söylenmek istenileni anlatmaz,eğer söylenen ,istenilen anlamı yansıtmazsa ,yapılması istenilen şey yapılamaz,eğer istenilen şey yapılmazsa,ahlak ve sanat bozulmaya uğrar,eğer ahlak ve sanat bozulursa  adalet doğru yoldan çıkar,eğer adalet doğru yoldan çıkarsa halk çaresiz bir bunalıma sürüklenir.Sonunda söylenen hakkında  doğru  karar verme  fırsatı kalmaz.Böyle bir durumu önlemek her şeyden önemlidir.
   Her dil kendine göre önemlidir.Türk  Dili dünyada  konuşanların sayısı bakımından  dünya dilleri sıralamasında Çince,İngilizce,İspanyolca,ve Hintçenin  ardından beşinci sırada gelmektedir.Almanca,İngilizce,Arapça ve Fransızcayı bilen birisi olarak ,Türkçenin yabana atılır bir lisan olmadığını  mukayese yaparak gördüm.Onun için çocuklarımıza bu güzel Türkçemizi en iyi  şekilde  öğretelim.
   Burada sizlere bahsedeceğim esas konulara geçelim.
   AFLATOKSİN; insan gıdalarında,tahıllardan ,buğday,arpa,yulaf,pirinç,baklagillerden;soya fasulyesi,fasulye,bezelye,börülce,mercimek,baharatlardan;kırmızı toz biber,kırmızı pul biber,karabiber,siyah çay;meyvelerden;kuru incir,kuru üzüm,hayvan yemleri,fındık ürünlerinden ;fındık,yer fıstığı,Antep fıstığı,bazı hayvansal ürünlerden;süt,peynir ve sakatat gibi ürünlerin üzerinde 25-35C derece sıcaklıkla %70’in üzerinde nispi nemde oluşan  mantar türleri hızla üreyerek  MİTOTOKSİN(küf zehri) denilen  zararlı bir Toksin (Zehir) oluştururlar.Bunların en önemlisi AFLATOKSİN  B1 dir.Küfler yiyecekler üzerinde  pamuk görünümünde ,bazen renkli  oluşumlar yaparak ürerler.Hatta  ürünün  gözle görünür  küf gelişmesi olmayan derin kısımlarına kadar girerler.Bu nedenle küflenmiş gıdaların ,küflenmiş kısımlarını atarak diğer kısımlarının tüketilmesi  yanlıştır.Ayrıca AFLATOKSİN  bulaşmış yemle beslenen hayvanların ,yumurta,süt ve peynir gibi  ürünlerine de  TOKSİN(zehir) bulaşmış olur.bu yolla da insanlara geçmiş olur.
   Küflerin neden olduğu zehirler ;kısa sürede belirtilerini göstermezler.Uzun süre küflü besinlerin tüketilmesi  sonucu  sinsi bir şekilde ortaya çıkar.
   Başlıca dört tür AFLATOKSİN vardır.Bunlar,B1,B2,G1,G2  Olup B1 VE B2  AFLATOKSİN’leri    UV-Işığı  altında mavi flüoresans verirken G1 ve G2  AFLATOKSİN’leri  ise sarı yeşil flüoresans verirler.Gıda yoluyla  insanlara geçen Aflatoksin’ler  en çok Karaciğer Kanserine  sebep olurken  Hepatit B ve C Virüslerinin vücuttaki etkilerini tetiklediği ve bağışıklık sistemini çökerttiği  tespit edilmiştir.   Çocukların sağlıklı gelişimini engellerken  vücutta  ödeme,Akut Kangrene ve diğer bazı sağlık sorunlarına  yol açtığı ifade ediliştir .


   Türkiye de  Gıda ve Yemlerde   AFLATOKSİN’lere ait Sınır Değerler:

   GIDA  VE  YEM  TÜRÜ                         AFLATOKSİN  MİKTARI (Mikrogram/ Kg)
   Gıda Maddeleri                                          5

   Tarım Ürünleri                                           5

   Çocuk Mamaları                                        -            1Mikrogram=1/1000Miligram

   Süt ve Süt Ürünleri                                   -

   Yem Maddeleri                                        50

   Karma Yem                                             50

   Kümes Hayvanları Karma Yem                20

   Diğer Karma Yemler                               10
 
   Sayın Hemşerilerim;Pazar Yerlerinden özellikle Orta İlçemizdeki  Pazardan alacağınız ürünlerin  temiz,taze olmasına ve küfüne dikkat ediniz.Çünkü hiçbir kontrol yok Elinizden gelirse Kaymakamlığa bildirin.Önlem alınsın.Civar Köylerden gelen Gariban Vatandaşlarımız ,peynir,yağ,katık ve keş gibi ürünlerini açıkta,tozun toprağın içinde  her türlü sineğin konduğu yerde satıyorlar.Belediye bunlar için bir mütevazi yer yapamazmı?.Ne zaman böyle şeyler yapılacak?.



« Son Düzenleme: 14 Nisan, 2010, 07:45:02 ÖÖ Gönderen: Halil İbrahim »

Ynt: AFLATOKSİNLER, SERBEST RADİKALLER VE ANTİOKSİDANLAR
« Yanıtla #1 : 28 Mart, 2010, 20:23:29 ÖS »


2,Konumuz SERBEST RADİKALLER; 
XX, Yüzyılın başlarında Sanayi İnkılâbının başlamasıyla hızlı sanayileşmenin sonucu olarak yer üstü ve yer altı kaynakları hızla kirlenmiştir. Özellikle atmosfere salınan  zararlı gazlar ozon tabakasının incelmesine  sebep olmuştur.Ozon tabakasının incelmesi güneş ışınlarının zararlı  etkilerini de beraber getirmiştir.Bunun yanında kimya sanayisinin gelişmesiyle  çeşitli alanlarda kullanılan Herbisit (Yabancı ot ilaçları),Pestisitler (Haşere ilaçları)Çözücüler,Petro Kimya Ürünleri ilaçlar,sigara,,işlenmemiş gıdalar (şarküteri ürünler),salam,sosis  ve doğallıktan uzak turşular,meşrubatlar,bazı konserve türleri,elektro manyetik radyasyon özellikle cep telefonları,güneş ışınları (cildin kırışması,uzunca maruz kalmaya bağlı olarak  cilt kanserinin gelişmesi),çeşitli sebeplere bağlı olarak yaşanan stres,insanın düşüncesini  kontrol  edememesine bağlı olarak öfke ve nefret duygularının direk bağışıklık sistemini baskılaması, tüm hastalıklara karşı bedenin açık  hale gelmesi, ateşte yanmış yada tütsülenmiş besinler,egzoz gazı, kömür dumanı,hormonlar,yiyeceklerde kullanılan bazı  renklendirici,tatlandırıcı  ve kıvam verici maddeler.alkolü içecekler; insan vücudunun çeşitli hücrelerine saldıran  SERBEST RADİKALLER’in oluşumuna sebebiyet vermektedir.Bunlarda bağışıklık sistemini çökerterek ,Kanser,Arteriyosikloröz,Korner Kalp Hastalıkları,Felçler,Amfizem gibi Kronik Akciğer Hastalıkları,Romotoid Arterit, Ülser ve Erken Yaşlanma gibi  hastalıkları meydana getirir.
Serbest Radikal bir kimyasal bir deyim olduğu için açıklayalım.
Her madde taş olsun,toprak olsun,cam,demir,bitki veya  insan olsun en küçük zerre denilen atomlardan oluşur.Tabiatta bulunan ve  bize Yüce Mevla  tarafından bahşedilen 103 Elementin  20’den fazlasının atomları hayatımızda gerçekten büyük rol oynamaktadır.Özellikle İnsan Biyokimyasında  rol oynayanlar;Karbon(C),Hidrojen(H) ,Oksijen(O)  ,Azot(N) ve Kükürt(S) atomlarıdır.Atomlar birbirleriyle birleşir.En az iki Atom birleşirse bir Molekül yapar.Fakat milyarlarca atomdan birleşmiş büyük moleküllerde vardır.Bütün atomlar ,Elektron,Proton ve Nötrondan oluşur.Proton ve Nötronlar atom çekirdeğinde bulunurken, Elektronlar çekirdeğin etrafında  ışık hızı ile hareket ederler.Bunların çekirdek etrafındaki yeri tam olarak tarif edilmez,yalnızca bulunma olasılığının  en yüksek olduğu yerden bahsedilir.Buralar orbital olarak adlandırılır..Biz bunu aynen  güneşin etrafında dönen gezegenlere  benzetebiliriz.Proton ve Elektron sayısı  eşitse  atom nötrüdür.Proton artı  Elektron eksi yüklüdür.Bir kimyasal bileşik ,kendisini meydana getiren  atomlarının  dış yörüngelerindeki  elektronlarının birleşmesiyle  meydana gelir.Burada  atomların  elektronları eşleşmiştir.Tekrar bileşen maddeyi ayrıma tabi  tutarsak  atomların dış yörüngelerinde  eşleşmemiş elektronlar meydana gelir.Eşleşmemiş elektronlu moleküller  özellikle Oksijen saldırgan hale gelir,noksan elektronunu tamamlamak için diğer maddelere saldırır.Dış yörüngesine eşlenmemiş yani tek elektronu bulunan  Oksijene “SERBEST RADİKAL” DENİR.Oksijen radikali başka bir  atoma saldırıp ondan elektron koparır,elektron kopartılan  atomda serbest radikal hale gelir.,oda başkasına saldırır,böylece zincirleme bir kötü reaksiyon meydana gelir.
   Başka moleküllerle kolayca elektron alışverişine giren bu moleküller stabil değildir.Hücredeki diğer moleküllerle  kolayca etkileşime girerek  Oksidatif Stres meydana getirirler.Serbest  Radikaller normal  hücresel  metabolizma sırasındada oluşabilir,buna en iyi misal   yorucu ağır sporlardır.
   Serbest Radikaller ,hücre zarındaki yağlara saldırdıklarında  yağ molekülü değişime uğrar.Bu değişim bitkisel yağların  acılaşmasına sebep olan bir değişim gibidir.Yağlar vücutta değişime uğradıklarında  hücre zarının yapısı ve fonksiyonları da  zarar görür.Bu durumda hücre zarı,gıdaların,Oksijenin ve suyun uzun süreli olarak  transferini yapamaz.Harcanan ürünlerin atılmasını düzenleyemez.Serbest Radikal saldırılarının devamı  hücre zarındaki  yağların parçalanmasına,zarın yırtılmasına  ve hücre bileşenlerinin  dağılmasına  sebep olur.Hücre bileşenlerinin hücrenin dışına çıkması  etraftaki dokulara zarar verir.Serbest Radikallerin dokudaki zararı ,damar sertliği(arteroskleroz) ve kalp hastalıklarının  başlıca sebebi olduğu düşünülmektedir.Parçalanmış kan hücrelerinin  atar damar  duvarlarına yapışması  ve kolesterol un  yükselmesi   atar damarlara zarar verir.Bu oluşumun tümü damar sertliğinin ilerlemesine sebep olur.Daha ileri safhalarda ise  kardiyo vasküler hastalıklardır.Kalp ile beyne giden kan ve oksijen azalır.Oksijenden mahrum kalan dokular ,hastalığın gelişmesini  hızlandıran ve  kalp krizi geçirme riskini  artıran Serbest Radikaller gibi etki gösterir.
   Serbest Radikaller ayni zamanda ;hücrenin genetik kodunu içinde taşıyan hücrenin üretimini ve büyümesini sağlayan Nükleik Asitlere(DNA)de  etki ederler.Hücreler genetik kodları değiştiğinde  ölebilirler.Çünkü ana hücreden gelen mesajı  uzun süreli  olarak okuyamazlar.Böylece meydana gelen aşırı hücre ölümü  erken yaşlanmaya yol açarken kanser ve benzeri hastalıkları  destekleyen hücre  dizinleri oluşturur.Hücrelerdeki  enerji üretim merkezi (Mitokondri) Serbest Radikallerin saldırısıyla zedelenir.Bu merkezdeki oksidatif zarar ,enerji üretimi ve protein sentezinin durmasına sebep olur.Hücre sadece bir kalıntı olarak yaşamaya devam eder ve ölür.
Önemli Serbest Radikaller:
1-Süper oksit Anyonu(O2):Aerobik(oksijen seven) hücrelerdeki moleküler oksijenin  (O2)   bir elektron alarak indirgenmesi sonucu oluşur.Kanın kırmızı hücrelerindeki  eritrositlerde  Pürinin  Üreye  dönüşmesinden meydana gelir.
Antioksidanı: E Vitamini ve Süperoksimutaz
2-Hidroksil Radikali (OH):Çok saldırgandır.Kanser ve yaşlanmaya sebebiyet verir.
Antioksidanı: Tiyol ve Kükürt muhtevalı  amino asitler gibi  Sülfürhidril(SH-grupları)
3-Peroksit Radikali: (ROO),(R=Molekülün diğer kısmı)
   Antioksidanı: E ve C vitaminleri.
4-Peroksil Radikali (ROOL): (L=Lionik asit veya Lipit(Yağ)
   Antioksidanı: E Vitamini.
   Serbest Radikallerin Ön Kademeleri:
1-Singled Oksijen : Normal oksijenin enercisi yüksek varıyantı.(‘O2).Özellikle yağları tahrip eder.
   Antioksidanı:E vitamini,C vitamini ve Karotenoidlerdir.
2-Azot monoksit (NO),Azot dioksit(NO2) ve Ozon (O3) ,dır.Havadaki sis ve egzoz gazları sonucu meydana gelir.
   Antioksidanı: E Vitamini,C Vitamini,Betakaroten,Çinko,Selen,Mangan veBakır ihtiva eden enzimlerdir.
3-Hidrojen Peroksit (H2O2): Bundan hidroksil radikalleri meydana gelir.Hidrojen Peroksit saçların ve pamuk gibi tekstil maddelerinin beyazlatılmasında kullanılır.
   Antioksidanı: Glutatyon Peroksidaz
Ayrıca vücut hücrelerinde  oksijenin yanmasıyla enerji  ve sıcaklık meydana gelir.Bu yanmada oksijenin %3-10 . arası miktarı suya  dönüşmeyerek  oksijenin başka formu olan  yukarıda belirttiğimiz Serbest Radikallere dönüşür.
3.Konumuz ANTİOKSİDANLAR:
Tehlikeli hastalıkların oluşmasına sebep  olan Serbest Radikallere karşı  en önemli vücut kalkanı  olan ve  onları yakalayıp etkisiz hale getiren  maddelere” ANTİOKSİDAN” DENİR.
Antioksidanlar  dört ayrı şekilde etki eder.
1-Serbest oksijen radikallerini etkileyerek  onları  tutma ve etkisi zayıf bir moleküle  çevirme  yani  toplayıcı etkisi. Antioksidan Enzimler, trakeobronşiyal  mukus  küçük moleküller bu tip etki gösterirler.
2-Serbest oksijen radikalleriyle etkileşip,onlara  hidrojen aktarıp  aktivitelerini azaltma  veya inaktif şekle dönüştürme  yani bastırıcı etki.Vitaminler,flovonoidler  bu tarz bir etkiye sahiptirler.
3-Serbest oksijen radikallerini bağlayarak zincirlerini kırıp fonksiyonlarını engelleme etkisi. Hemoglobin, Seroloplazmin ve mineraller zincir kırma etkisi gösterir.
4-Serbest radikallerin oluşturdukları hasarın  onarılması ,onarma etkisi.
   Antioksidanlar endojen veya ekzojen  kaynaklı  olabilir.Endojen oksidanlar ;enzim ve enzim olmayan olarak  iki gruba ayrılır.
    Enzim olan antioksidanlar:
1-Süperoksitdimutaz (SOD).
2-Glutatyon peroksidaz (GSH-Px).
3-Glutatyon S-transperazlar (GST).
4-Katalaz( CAT).
5-Mitokondri yal  sitokrom oksidaz
   Enzim olmayan antioksidanlar:
1-Melatonin 2-Seroloplazmin 3-Transferin 4-Myoglobin 5- Hemoglobin 6-Ferritin 7-Bilirübin 8-Glutatyon 9-Sistein 10 –Metiyonin 11-     Ürat 12-Laktoferin  13-Albumin
   Ekzojen Antioksidanlar (Dışarıdan alınanlar) :Vitaminler,İlaçlar ve Gıda Antioksidanlarıdır.





Vitamin Ekzojen Antioksidanlar:
1-Alfa-Tokoferol (E Vitamini).
2-Beta-Karoten
3-Askorbik asit (C Vitamini).
4-Folik asit (Folat).
   Gıdalar içine katılan Antioksidanlar:
1-Butylated hydroxy tolüene (BHT).
2-Butylated hydroxyanisole( BHA).
3-Sodyum benzoat.
4-Etoxyquin.
5-Propiylgalate.
6-Demir-Süperoksitdimutaz
   E  VİTAMİNİ (Alfa tokoferol):
E  Vitamini içinde Alfa,Beta  ve Gama  Tokoferolleri bulunur.Bunların içinde özellikle Alfa tokoferol  önemli bir Antioksıdandır.Genelde buğday, mısır.darı  ve pirinç gibi  tahıllarda çok bulunur.Bunun dışında  ayçiçeği yağı,mısır özü yağı,pamuk yağı gibi  yağlarda,ceviz,badem,yerfıstığı gibi  kuru yemişlerde  ve yeşil sebzelerde bulunur.
E  Vitamini ayni zamanda  pişirmeye  ve sıcaklığa dayanıklıdır.Pişirme sırasında bozulmaz.E Vitamini dışında  farklı maddelerde bulunan  takoferoller  ise kolayca tahrip olurlar.Ancak yağda kızartma ve  tahılların öğütülmesi sırasında  E Vitaminleride bozulur.Bu yüzden E Vitamini  ihtiva eden ürünler  yağda kızartmadan  pişirerek ve özellikle  beyazlatılmadan  geçmemiş  tahıl ürünleri(Kepekli olarak)  halinde tüketildiğinde daha sağlıklı olur.
Güç sporları yapan sporcular, ileri yaşlarda oluşacak kansere zemin hazırlayan  vücutlarında oluşacak hücre tahribatlarına karşı  günde en azından 600mg. E Vitamini tüketmeleri gerekmektedir.
C VİTAMİNİ (Askorbik Asit):
C  Vitamini ,tunçgiller,domates,yeşil yapraklı sebzeler(brokoli,ıspanak) ve patates gibi sebzelerde bulunur.Fakat C  Vitamini çok çabuk okside (havada bozulma) olduğundan  pişirme ve hazırlama sırasında  C Vitamininden azalma meydana gelir.Bu yüzden C  Vitamini ihtiva eden besinleri  hafif pişirmek, mümkünse çiğ tüketmek ,kesilip hazırladıktan sonrada kısa sürede tüketmek gerekir.
C  Vitamini,Çinko ve Selenyum ;çevre kirliliğinde oluşan , Kuruşun,Kadmiyum,Cıva (Diş dolgusu),DDT,Sigara Dumanı,Alkol ve Sis gibi zehirli maddeleri   etkisiz hale getirmesinden dolayı  eski zamanlara göre daha çok tüketilir.
Bir sigara için yaklaşık 25mg. C Vitamini tüketilir.
BETA-KAROTEN:
Beta-Karoten A  Vitamininin  öncül maddesidir.Karaciğerde depolanır.İhtiyaç duyulduğu zaman A Vitaminine dönüşür.600’e yakın karatenoid vardır.Kırmızımsı,turuncu pigment  çok güçlü bir antioksidandır.Kanser türüne yakalanma riskini azaltmasıyla da ünlüdür.Havuç,brokoli ve ıspanak gibi yeşil yapraklı  sebzelerle kaysı ve şeftali gibi  meyvelerde oldukça bol bulunur.
FLAVONOİDLER:
Bir çok meyve sebzede yüksek oranda bulunan  sarı-beyaz pigmentlerdir.Bitkilerin çoğunda bu antioksidan   C ve E Vitaminlerinden daha fazla miktarda bulunduğundan  vücuda fazla miktarda alınabilir.Elma, çilek ve üzüm gibi meyvelerle çikolata ve çay belli oranlarda  flavonoid ihtiva ederler.Yiyeceklerden günlük olarak alınan Flavonoid miktarı  26mg/gün dür.Yeşil ve siyah çayda kimyasal yapıları farklıdır.Günde 3 bardak yeşil çay tüketenler de ,meme,kolon ve mide kanserine yakalanma riski  oldukça azdır.
KOENZİM Q:   
 Sıklıkla   CO Q10 olarak adlandırılan, Q10 Koenzimi, vücutta doğal olarak oluşan bir besindir. Q10 Koenzimi kalp rahatsızlıkları, arteroskleroz ve hipertansiyona yararlı olarak gösterilmiştir.
Bilim adamları Koenzim Q10 un diyabet, Parkinson rahatsızlıkları, kolesterolü düşürme ve migren ciddiyetini azaltma tedavilerinde de yararlarını görmektedir. CoQ 10 un aynı zamanda antioksidan ve yaşlanmayı geciktirici özellikleri var gibi görünmektedir.
Koenzim Q10 vücut hücrelerimizin her birinin mitokondrisinde doğal olarak oluşan bir enzimdir. Gıdalardan enerji metabolize etmede anahtar rol oynar. Q 10 koenzimi ilk defa 1957 de ayrıştırılmıştır. Ondan beri, bilim adamları, geniş çeşitlilikteki rahatsızlık ve hastalıklar üzerindeki etkilerini araştırdılar.
Co enzyme Q10 vücudunuzda enerji üretimi için esastır ve kalbiniz gibi fazla enerji kullanan dokularda yüksek yoğunlukta bulunur.
Araştırmalar Co Q10 un, kolesterolü düşürmede yardımcı olması, arterosklerozu engellemesi ve yüksek kan basıncını düşürmesi nedenleriyle kalp sağlığı için esas olduğunu göstermiştir.
Koenzim Q10, soya fasulyesi, badem ve ceviz gibi tohumlar, etler, uskumru, sardunya gibi bazı balık türleri ve ıspanak, bezelye, sarmısak, lahana gibi bazı sebzelerde olmakla birlikte miktar olarak çok düşüktür.
   LİKOPEN:
   Beta-Karoten ve Lutein ile ayni ailenin üyesidir.Likopen  birçok meyveye kırmızı rengi verev maddedir.Kardiyovaskuler hastalıklar ve kansere karşı etkileriyle ve bağışıklık sisteminde oynadığı rol bakımından  uzun süre gündemde olan bir maddedir.Özellikle domateste fazla miktarda bulunmaktadır.Prostat ve kalın barsak kanserlerini önlemede  etkisi olduğu söylenmektedir.
   Kısacası  her vücut hücremiz günde 10.000 kere Serbest Radikaller tarafından  saldırıya uğrarken derimizde 20.000 kere saldırıya uğramaktadır.
   Antioksidan olarak en etkili meyve ve sebzeler;En kuvttliden zayıfa doğru renginr göre,sarı,kırmızı,menekşe ve siyah  olanlardır.Bu tür  bitkiler ,insanı kansere karşı korurlar.Anti bakteriyel,anti viral ve   fungusit (mantara karşı)  etkileri vardır.Tansiyonu düşürürler.İltihaba karşı etkili olup ,hazmı kolaylaştırırlar.
   Bazı Bilim Adamları  günde en azından 200g sebze,70 g salata,200-250g  meyve yemeği tavsiye etmekteler.
   Alman Milli Kanser Enstitüsü  birkaç sene önce  kanser önlemede  etkili olacak  “Sekonder  Bitkisel Maddeleri” sırayla açıkladı.En başta sarımsak bulunmaktadır.
   Sıra şöyle:
1-Sarımsak,beyaz lahana,meyan kökü,soya,zencefil,havuç ve kereviz.
2-Soğan,siyah çay,buğday,keten tohumu,pirinç.
3-Yulaf,arpa,salatalık,patates,muhtelif otlar,çekirdekler,kavun ve karpuz.
   Deutsches National Cancer İnstutut  hat vor  einigen Jahren  eine Reihenfolge wichtiger  sekundaerer Pflanzenstoffe  für die Krebsvorsorge  veröffentlicht.
   An der Spitze  steht Knoblaoch.
   Die Reihenfolge  ist wie folgt:
1-Knoblauch,Weiskohl,Süssholz,Soja ,Ingwer ,Möhren,Selleri.
2-Zwiebeln,Schwarzer Tee,Weizen,Leisaat,Vollreis
3-Hafer,Gerste,GurkenKartoffeln,Versch.Krauter,Beeren,Melonen.
   Hemşerilerim;Köyümüzün; havasınınsuyunun,sütünün,yoğurdunun,peynirinin,yumurtasının,etinin,ısbanağının madımalağının,buğdayının,arpasının ve yulafının kısacacası Köyümüzün kıymetini bilelim
   Hoşça kalınız,Allaha Emanet Olunuz.
E.mail:hidemirbas@yahoo.com                           


  Halil İbrahim DEMİRBAŞ                         
 
   İstanbul                                                                   


  Kimya Yüksek Mühendisi
 
  Biyokimya Uzmanı



Uploaded with ImageShack.us


« Son Düzenleme: 23 Nisan, 2010, 18:16:07 ÖS Gönderen: Halil İbrahim »

Çevrimdışı kemerkaya

  • Bayan Üye
  • Gelistirici
  • *
  • insan biraz olsun akıllanmaz mı ?
    • Profili Görüntüle
Ynt: AFLATOKSİNLER, SERBEST RADİKALLER VE ANTİOKSİDANLAR
« Yanıtla #2 : 01 Nisan, 2010, 17:08:37 ÖS »
çok teşekkür ederim bu faydalı bilgiler için..Köyümüzde yada vakıfda kitap kültürünün gelişmesi gerektiğinin bende tamamıyle arkasındayım..Evimde olan bütün kitaplarımı bu konuda kullanabilirim..yeter ki bunun için bir yer ayarlansın...